2016 Yılı Makaleleri
2015 Yılı Makaleleri
2014 Yılı Makaleleri
2013 Yılı Makaleleri
2011 Yılı Makaleleri
2012 Yılı Makaleleri

SANAYİYE KADIN ELİ DEĞMELİ

 

Hürriyet, 14 Aralık 2012

 

OSTİM Genç İşadamları Derneği Başkanı Teoman Türkoğlu, OSTİM’de kadın firma sahibi ve kadın yöneticilerin mutlaka artması gerektiğini ifade ederek, ‘’OSTİM’de üretimden yönetime kadar her alana kadının titiz, estetik ve renkli eli değmelidir’’ dedi.

 

Türkoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, OSTİM’in hızlı büyümesine karşın estetikten yoksun olduğunu öne sürerek, OSTİM’de imalattan yönetime kadar her alanda kabiliyetlerinin, renkliliklerinin ve titizliklerinin artması için kadın zekasına ve dikkatine ihtiyaç olduğunu belirtti.

 

Kadın Yönetici Sayısı Yetersiz

 

OSTİM’de kadın işletmeci ve idareci sayısının yok denecek kadar az olduğunu bildiren Türkoğlu, şunları kaydetti: ‘’20 ayrı sektörde faaliyet gösteren OSTİM’in en önemli eksiklerinden biri bölgede faaliyet gösteren iş kadını ve profesyonel kadın yönetici sayısının yetersizliğidir. Bu da OSTİM’in estetikten yoksun olmasına yol açmaktadır. Kadın elinin değmediği bir yerde ince estetikten, renklilikten, titizlikten söz etmek zordur.’’ İş hayatının, özellikle de sanayi bölgelerinin kadınların çalışması için zor yerler olduğunu ifade eden Türkoğlu, bununla birlikte kadınların buralarda çalışmasına engel olan nedenlerin kaldırılması ve kadın girişimcilere teşviklerle destek olunmasıyla OSTİM’de de kadın işletmeci ve yönetici sayısı artacağını kaydetti.

 

KADIN KOOP DESTEK BEKLİYOR

 

Haber 3, 14 Aralık 2012

 

Manisa Kadın Koop tarafından el sanatları atölyesi kurmak için başlatılan “Verilirse El Ele Ulaşılır Her Yere” kampanyası destek bekliyor.

 

Manisa Kadın Koop Başkanı Nilgün Beşirik, kadınlara istihdam yaratmak için bu kampanyayı hayata geçirdiklerini ifade ederek, “Ancak yeterli desteği göremedik. Aynı yerde debelenip duruyoruz. Halkımız bu konuda daha duyarlı. 5 günlük bir sergi açacağız. Sergide kooperatif ürünlerimizi satarak el sanatları atölyesi oluşturmak istiyoruz. 10 dokuma tezgahı aldığımızda 50 kadını istihdam etmiş oluruz” dedi.

 

Sanayicilerden herhangi bir destek almadıklarını vurgulayan Beşirik, “Valimiz, belediyemiz bize destek veriyor. İş adamlarımızdan bu konuda büyük bir destek bekliyoruz. Şuan için 2 dokuma tezgahımız var. 3-5 fuarda sattıklarımız bizlere yetmiyor. İstihdamı artırmak için güç birliğine ihtiyaç var. Destek gelirse yapamayacağımız hiçbir şey yok. Bir tezgahın fiyatı 1,5 bin TL’dir. Dokuma belgesi olan kadınlar var. Ama tezgah olmadığı için kimse çalışmıyor” diyerek, herkesten destek istedi.

 

ERKEK İŞİNDE KADIN İŞÇİ

 

Posta, 14 Aralık 2012

 

Aydın'da erkek personel bulmakta zorluk çeken küçük sanayi esnafı, kadın işçi istihdam ederek sıkıntıyı aşmaya çalışıyor. Aydın Sanayi Sitesi'ndeki atölyelerde, yıllardır erkeklerin yapması alışılagelen işlerde, kadın işçi ve ustalara da rastlanmaya başlandı.

 

Gelişen ekonomi ve iş hacmi karşısında, çalıştıracak erkek eleman bulmakta güçlük çekmeye başlayan işletmeler, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığıyla kadın istihdamına yöneldi.

Aydın Sanayi Sitesi’nde pencere doğrama atölyesi işleten Mustafa Yaşar, sanayide ciddi anlamda eleman sıkıntısı çektiklerini, çözümü kadın işçi istihdam etmekte bulduklarını söyledi.

 

Kadınlar İşinde Usta Oldu

 

Sanayi sitesinde alışılagelmişin ötesinde kadın istihdamına yönelmesinde katıldığı yurt dışı iş gezilerinde edindiği izlenimin etkisi olduğunu ifade eden Yaşar, şunları söyledi: "Sanayide ciddi bir eleman sıkıntısı var. Eleman açığını kapatmak için İş-Kur’a müracaat etmiştik. Oradan kadın işçi adayı gönderdiler. Katıldığım yurt dışı gezilerinde kadınların da bu tür işlerde çalıştığını gördüğümden kadın işçi çalıştırmakta tereddüt etmedim. Çok da iyi oldu. Kadın elemanımız, işi çok güzel öğrendi, çok iyi bir usta oldu. Ayrıca kadın olması nedeniyle atölyeye de bir düzen geldi. Bundan sonra başka kadın işçiler çalıştırmayı da düşünüyorum."

 

İki Çocuk Annesi Demir Doğruyor

 

 Mustafa Yaşar’ın işletmesinde demir ve plastik doğrama ustası olarak çalışan 2 çocuk annesi 32 yaşındaki Hamide Acar, kısa sürede işinde kaydettiği ilerlemeyle erkek ustaları aratmıyor. Acar, işsiz olarak kaydının bulunduğu İş-Kur’dan, şu anda çalıştığı iş yeri için teklif geldiğinde, başlangıçta sanayi sitesi ortamında çalışıp çalışamayacağı konusunda tereddüt yaşadığını ancak görüşmeye gidince işe kabul edildiğini anlattı.

 

İşe kabul edildikten sonra bir süre kafasındaki tereddütün devam ettiğini ancak iş arkadaşlarının yardımıyla hem işi öğrendiğini hem de tereddütlerini aştığını ifade eden Acar, "Demir ve plastik kesiminden kaynağa kadar tüm işleri yapabiliyorum, işimden çok memnunum. Ortama da çok alıştım. Sanki bir büyük bir fabrikada çalışıyor gibiyim. Diğer çalışanlar da bana alıştı" diye konuştu.

 

Erkeklerin Yaptığı Her İşi Yapıyorlar

 

Sanayi sitesindeki pencere doğrama atölyesi sahiplerinden Kamuran Güler ise iş yerinde 3 kadın personel çalıştırıyor. Atölyesindeki kadın çalışanlardan çok memnun olduğunu dile getiren Güler, şunları söyledi: "Sanayide ciddi anlamda eleman sıkıntısı var. Bu boşluğu kapatabilmek adına istihdam ettiğimiz kadın elemanlardan çok memnunuz. Bir erkeğin yapabildiği bütün işleri yapıyorlar. Hatta erkeklerden daha titiz çalışıyorlar. Bayan eli değdiği zaman iş daha güzel oluyor."

 

İşletmedeki kadın işçilerden Arzu Akçay, 6 aydır bu işi yaptığını ve her işte olduğu gibi burada da bir zorluk devresi yaşadığını belirterek, "Öğrenme hevesi olduktan sonra her şey öğreniliyor. Diğer çalıştığım işlere göre hiç zor değil. Şu anda çok iyi bir aşamada olduğumu düşünüyorum ve işimi çok seviyorum" diye konuştu.

 

Eşiyle Birlikte Çalışıyorlar

 

Sanayi sitesi esnafından Ahmet Çimen ise atölyesinde eşini de çalıştırıyor. İşçi bulmakta zorlandıklarını, bu nedenle eşine atölyede kendisiyle çalışmasını teklif ettiğini anlatan Çimen, "Eşim bu işi çok iyi öğrendi. ’Bayanlar sanayide çalışamaz’ diye konuşulur ancak elinden geldikten sonra yapamayacakları bir şey olmadığını düşünüyorum. Eşim kaynak, boya, plastik doğrama gibi tüm işleri çok iyi yapıyor" diye konuştu. Elvan Çimen ise boş durmaktansa hem eleman boşluğunu doldurmak hem de eşine yardım etmek istediğini belirterek, "Öğrendim, çabaladım yaptım. Bu işleri öğrenene kadar zorluk çektim. Ama sonuçta demir, plastik kaynağını öğrendim. Eşime yardımcı olduğum için memnunum" dedi.

 

KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU: KADIN BEDENİ AĞZA ALINMAMASI GEREKEN BİR TABU MU?

 

T24, 13 Aralık 2012

 

Canan Güllü: Günde 5 kadın öldürüp, 15 yaşındaki çocuklarımıza toplu tecavüzler yapılırken, çocuk gelinler de kızarmayan yüz nasıl bir yüz ki şahsının tabiri ile zarif bir kadın hak ararken kızarıyor.

 

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, kürtajla ilgili sözlerinden yüzünün kıpkırmızı olduğunu söyleyen Başbakan Bülent Arınç’a, “Bu ülkede ‘namus bekçiliği’ yapıldığı için günde 5 kadın öldürülüp, 15 yaşındaki kızlarımıza çoklu tecavüzler yapılırken, ensest diye adlandırdığımız aile içi çocuk tacizleri almış başını gidiyorken, çocuk gelinler sıralamasında ülkemiz bulunduğu coğrafyada ikinci sıradayken kızarmayan yüz nasıl bir yüz ki şahsının tabiri ile zarif bir kadın hak ararken kızarıyor” dedi.

 

Kadın derneklerinin Nazlıaka’ya destekleri sürerken, Arınç’a yönelik eleştiri okları Türkiye’nin kanayan yaralarıyla örneklendiriliyor. TKDF Başkanı Canan Güllü’ye göre, CHP’li Aylin Nazlıaka, Arınç’ın şiddetine uğradı. Federasyon başkanı Güllü’nün ‘yüzler asıl ne için kızarmalı’ başlıklı açıklaması şöyle:

 

Kadın Bedeni Asla Ağza Alınmaması Gereken Bir Tabu Mu?

 

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak Sayın Arınç’a tekrar soruyoruz: Kadın vücuduna ait bir organı telaffuz etmek, onu telaffuz eden kişinin yüzünü kızartır mı? Kadın bedeni asla ağza alınmaması gereken bir tabu mudur? Yoksa bilakis, erkek egemen düzenin en büyük korkularından birini mi temsil etmektedir? Arınç, ataerkil roller çerçevesinde annelik-doğum ilişkisine indirgenen kadın bedeni ve kadınlığı annelik, çocuk doğurma, ev ve çocuklardan sorumlu olmayla sınırlayan algının sırtını sıvazlamakla, ne kadar ciddi bir yanlış içinde olduğunun farkında mıdır?

 

Arınç Kadın Düşmanlığı Yapıyor

 

Yüce meclisi bu çeşit cinsiyetçi tartışmaların odağı haline getiren ve esas gündemden uzaklaşarak her gün medyatik konu başlıklarıyla bizlere akıl tutulması yaşatan zihniyete alet olmayacağımızı bir kez daha hatırlatıyor, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak kadın düşmanlığı yapan Sn. Bülent Arınç’ı toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlenmeye ve özür dilemeye davet ediyoruz.

 

Muhafazakar Zihniyet Niyetini Belli Ediyor

 

Bu ülkenin kadınlarını günden güne sarıp sarmalayan muhafazakar zihniyet, bir yandan devlet eliyle kadın cinayetlerine, kadınlara “en fazla ölürsün” minvalinde telkinlerde bulunup ortak olurken, bir yanda da kadının toplumsal itibarının sıfıra indirilmesi çabalarını aralıksız sürdürüyor, her geçen gün niyetlerini belli eden yeni bir beyanatta bulunuyor.

 

Kadın bedeni gene muhafazakar zihniyetin, bu zihniyetin medyadaki yüzü erkeklerin ve eril kurumların “oyun alanı” haline getiriliyor.

 

AKP Hükümetinin Asıl Hedefi Kadını Kamusal Alandan Silmek

 

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak AKP Hükümetinin asli bir hedefi olarak görünen  “kadını kamusal alandan tamamen silme” yönündeki endişelerimize eşlik eden son gelişmelere yönelik ciddi kaygılarımızı kamuoyu ile paylaşmak isteriz.

 

Arınç, Kendi Ahlaki Anlayışında Kadınları Hizaya Hevesli

 

Bu konudaki en son örneklerden biri, bu ülkenin kadınlarını kendi ahlaki anlayışı doğrultusunda hizaya çekmeye pek hevesli olan Sn. Bülent Arınç’tan geldi. Sn. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Osmanlı sarığını bekleyen Bizanslı Hanımlar” sözünün mürekkebi daha kurumamışken Sn. Arınç, halkoyu ile seçilerek gelmiş olduğu TBMM kürsüsünde konuşan Ankara Milletvekili Sn. Aylin Nazlı AKA yı kastederek  “Sayın Bakan Bülent Arınç” diyerek bana dönmeye gerek yok. Ben mahcup bir insanım. Zarif bir hanımefendinin ikide bir dönüp bana bakmasından, doğrusu, sıkılabilirim. Yoksa yani dönüp her defasında bakabilir, benim için bir eksiklik değil cümlesini kullanmıştır.

 

Ardından  “evli bir bayan çocuğu olan milletvekili kendisi ile ilgili bir organını nasıl bu kadar açıkça konuşabilir? Nasıl yüzü kızarmaz?” diyerek geçmişte yaptığı bir konuşmayı gündeme getirerek cinsiyetçi bir ayrımla konuyu saptırmaya çalışmıştır.

 

Hemen soruyoruz; bu ülkede “namus bekçiliği yapıldığı için günde 5 kadın öldürülüp,15 yaşındaki kızlarımıza çoklu tecavüzler yapılırken, ensest diye adlandırdığımız aile içi çocuk tacizleri almış başını gidiyorken, çocuk gelinler sıralamasında ülkemiz bulunduğu coğrafyada ikinci sıradayken kızarmayan yüz nasıl bir yüz ki şahsının tabiri ile zarif bir kadın hak ararken kızarıyor.

 

YALNIZ YAŞAYAN KADIN EVİNDE ÖLÜ BULUNDU

 

Haber 7, 13 Aralık 2012

 

Konya'nın Kulu ilçesinde yalnız yaşayan yaşlı bir kadın, evinde ölü olarak bulundu.

 

Edinilen bilgiye göre, Olof Palme Bulvarı'ndaki evinde yalnız yaşayan annesi Kiraz İnan'ın (80), telefonlarına cevap vermemesi üzerine İsveç'te yaşayan oğlu Celal İnan, ağabeyi Ali İnan'a haber verdi. Ali İnan, eşiyle birlikte annesinin evine gitti. Kapıyı açan olmayınca İnan, çilingirci çağırarak evin kapısını açtırdı. Tuvalet ve banyo ışıklarının yanık olduğunu fark eden Ali İnan, annesini banyonun girişinde yerde hareketsiz bir şekilde buldu.

 

Çağrılan sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde Kiraz İnan'ın hayatını kaybettiğinin belirlenmesi üzerine polise haber verildi. Keskin bir kokunun kapladığı evde inceleme yapan polisler, yaşlı kadının evde kireç çözücü ve çamaşır suyu ile ölmeden önce temizlik yapmış olabileceğini tespit etti. Savcının incelemelerinin ardından yaşlı kadının cesedi, otopsi için Ankara Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.

 

Kronik Obstrüktip Akciğer Hastalığı (KOAH) hastası olduğu öğrenilen yaşlı kadının, asıl ölüm sebebinin otopsiden sonra netlik kazanacağı belirtildi.

 

KADIN KADININ KURDUDUR

 

Adana Medya, 13 Aralık 2012

 

Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Çiğdem Akça, kadınlar arası diyalogda gelinen durumu 'Kadın kadının kurdudur' sözüyle ifade etti.

 

Aliye Gültekin: İkinci kez Başkanlığa seçildiğiniz Kadın Meclisini bıraktığınız yerde mi, yoksa daha ileri bir noktada mı buldunuz?

 

Çiğdem Akça: Kent Konseyi Kadın Meclisimiz, 30 Mayıs 2012 tarihi itibariyle yeni yürütme kurulu ile yeni bir döneme başladı. İkinci kez Başkanlığına seçildiğim Kadın Meclisini maalesef bıraktığımdan kat kat gerilemiş olarak devraldım. Bir kere bireysel olarak çalışma gruplarına katılan kadınların hiç birinin üyeliği devam etmiyordu. Bu duruma son vermediğim taktirde, Kadın Meclisinin üretkenliğinin devam edemeyeceğinin farkındaydım. Yürütme Kurulumuzu oluşturan kurum temsilcilerinin hiç biri gereken zamanı ayıramıyordu çalışmalara. Kadın Meclisi dönem Başkanları Gülseren Ağrıdağ, Sema Yapıcı, Melek Kurt ve Fatma Kenger ile ortak noktamız Kadın Meclisinin artık aktif olmayacağıydı ve maalesef haklı çıktık.

 

Aliye Gültekin: 5 aylık gibi kısa bir görev sürenizde Kadın Meclisinin oldukça aktif ilerlediğini görüyoruz. Nasıl aktivitelerle bu hareketliliği sağladınız?

 

Çiğdem Akça: 5 aylık gibi kısa bir sürede meclisi harekete geçirmeyi başarmamın nedeni, ilk başkanlığımdaki bireysel kadın katılımını ön plana çıkaracak çalışma gruplarına önem vermem ve gündemi takip edecek çalışma gruplarını kurmamdır. İkinci olarak önem verdiğim nokta 'sürdürülebilirliği' sağlamak, 'ben değil biz diyen anlayışla' bütün aktif üyelere görev vermek, başkanın tek başına değil yanındaki kadınlarla güçlü olabileceğinin farkında olmak ve ona göre davranmak, yürütme kurulu toplantılarının özel gündem hariç herkese açık olması, herkesin konuşabilmesi ve 'söz hakkı'na önem vermem. Kurum temsilcisi üyelerimize bireysel değil kurumsal düşünmeleri gerektiği konusundaki uyarılarım ve hepsinden önemlisi bağlı bulunduğum Kent Konseyi Genel Sekreteri Fevzi Acevit ile sürekli istişare halinde olmam. Yaklaşık 160 kurum temsilcisinin oluşturduğu genel kurula sahip bir kurumun başkanı olarak gücümüzün farkında olmak ve kamuoyuna bunu kabul ettirmektir.

 

Aliye Gültekin: Kent Konseyi Kadın Meclisi nereye koşuyor?

 

Çiğdem Akça : Kadın Meclisi yürümüyor evet koşuyor. Çünkü çok vakit kaybetti. Artık en yüksek katılımla Adana gündemini çevre, şehircilik, eğitim, istihdam, kültür-sanat, turizm-tarih, spor, kadına yönelik şiddet, siyaset ve hukuk konularında yapacağı çalıştay, sempozyum, eğitim ve öğretime yönelik seminerler, paneller ve herkese açık oturumlarla belirleyecek.

 

Aliye Gültekin: Kurumsallaşma çalışmalarına hız verdiğinizi görüyoruz. Oluşturduğunuz kadın çalışma gruplarıyla hangi etkinliklere hazırlanıyorsunuz?

 

Çiğdem Akça: 2013 yılında öncelikle kendi iç dinamiklerimizden yararlanacak, her ay il dışından bir konuğu konuşmacı olarak Adana'ya davet edeceğiz mesela. Yine, Türkiye genelindeki tüm Kent Konseyi Kadın Meclisleri ile iletişim kurarak 2 günlük 4 ayda bir yapılacak 3 çalıştayla onları Adana da toplayacak, Türkiye Kent Konseyi Kadın Meclisleri parlementosu'nu oluşturacağız. Kurum içi eğitimleri düzenli olarak yapacağız ve bundan tüm üyelerimiz faydalanacaktır. Toplum Merkezleri ve Halk Eğitim Merkezleri ile koordineli olarak Toplumsal Bilinci Yükseltecek çalışmalara hız vereceğiz. Sivil toplum örgütleriyle birlikte ortak projeler yapacak ve sürdürülebilirliğin takipçisi olacağız. En önemlisi Adana ortak payrasında birleşecek tüm kamu kuruluşları ile birlikte ortak projeler yapacak, 'Pudu Hepa Karafatma' gibi Çukurova'da yaşamış uzak ve yakın tarihimizden kadın değerlerimizin heykellerinin dikilmesini sağlayacak, ortaklıkları kuracak, her yıl Adana'ya Down Cafe, Kadın Kahvesi, Olgunlaşma-kadın Meclisi el ele kadın müzesi gibi eserleri yapmamızı sağlayacak konserleri düzenleyeceğiz. Kısa bir süre önce yeni bir yönetim oluşturduk. Aralık ayında çeşitli etkinlikler düzenleyeceğiz. En önemlisi Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGEV) ile çocuklara yönelik ortak yürüteceğimiz yılbaşı balosu. Bu baloda çocuklara kitap, oyuncak ve çeşitli hediyeler dağıtacağız. 8 Mart'ta Adanalı sanatçıların yer alacağı büyük bir konser düzenlemeyi planlıyoruz.

 

Aliye Gültekin: Hangi kurumlarla ortak çalışma yürütüyorsunuz?

 

Çiğdem Akça: İlk ortak çalışmamızı TEGEV ile yapacağız. Çağ Üniversitesi ile Sosyal Sorumluluk projesi çerçevesinde uyuşturucu üzerine bir çalışmamız var. Yine Çukurova Üniversitesi Hakkari'nin bir köyündeki okul öğrencilerine giysi yardımı yapacak bu kapsamda. Gençlik Meclisi ile ortak çalışmalarımıza başladık.

 

Aliye Gültekin: Hangi kurum ve kuruluşlar çalışmalarınızda kadına destek veriyor?

 

Çiğdem Akça: Öncelikle Adana Valisi Hüseyin Avni Coş'a yoğun duyarlılığından ötürü teşekkür etmek istiyorum. Yine İl Jandarma Alay Komutanı Albay Murat Koç ile önümüzdeki günlerde önemli bir çalışmaya imza atacağız. Özellikle Büyükşehir Belediye Belediyesi başta olmak üzere bir çok ilçe belediyesi de büyük destekler veriyor.Yine Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Fazlı Doğanç ve Vali Yardımcısı İbrahim Avcı'ya büyük şükranlarımı sunuyorum. 3 yıl önce Türkiye'de 3 ilde uygulanan ' Aile içi şiddetle mücadele projesi'nde çalışmıştık.

 

Aliye Gültekin: Kadının en önemli sorunu nedir, Adanalı kadınlar ne istiyor genelde?

 

Çiğdem Akça: Kadın istihdamı. Bu alanda en güzel Seyhan Belediyesi ve Çukurova Belediyesi çalışıyor. Yüreğir Belediyesi de öyle. 9 kültür evi ile bu alanda güzel adımlar atıyor. Bizde Kültür evlerinde kadınlara yönelik bilgi toplantıları yapacağız.Yine Seyhan Belediyesi ile yaptığımız çalışmada şiddet mağduru kadınları sporla rehabilite etmeye çalışıyoruz. İstihdam önemli, kadınlar da evinde pasta, börek, yada el işleri yaparak da kendilerine istihdam yaratıyor. Kadın meclisi yapmayı değil, yapanın yanında olmayı hedefliyor. Biz Adana sınırlarındaki tüm ilçelere Ceyhan'dan Karataş'a, Yumurtalık'a kadar gideceğiz. Ayrıca Down cafe' yi de sahiplenmek istiyoruz.

 

Aliye Gültekin: Kadınlar arası çekişmenin en önemli sebebi nedir sizce?

 

Çiğdem Akça: İletişimsizlik en önemli sorunumuz. Birbirimizi anlamıyoruz hemen saldırıyoruz. Sivil Toplum Örgütleri esasen ülke gündemini belirler. Ama Adana'ki örgütler kermes yaparak, yemek ve gezi düzenleyerek görevlerini yerine getirdiklerini sanıyor. Bu değil. Biz böyle olmayacağız, bunu da istemiyoruz. Kadınların kendilerini gösterecekleri alan o kadar darki ite kalka bir yerlere gelmeye çalışılor. İşin temelinde biraz kıskançlık da var.

'Kadın kadının kurdudur' lafı maalesef doğru.

 

KADIN VELİLER OKULLARINI GERİ İSTİYOR

 

Olay, 13 Aralık 2012

 

İznik’e bağlı Müşküle köyünde öğrenci velileri, köy okulunun kapatılacağını duyunca soluğu Milli Eğitim Müdürlüğü’nde aldı.

 

1927 yılında ilk milletvekillerinden Halil İbrahim Ağa’nın desteğiyle kurulan Müşküle İlköğretim Okulu’nun öğrenci azlığı sebebiyle kapanma noktasına gelmesi velileri isyan ettirdi. Öğrenci yetersizliği yüzünden köy okulunda 1, 2 ve 3. sınıflar birleştirildi. 5, 6, 7 ve 8. sınıflar ise Göllüce Köyü İlköğretim Okulu’nda taşımalı sistem ile eğitime başladı.

 

Müşküleli kadın veliler Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. Kadın veliler, okullarının kapatılmamasını ve çocuklarının başka bir okulda değil köyde eğitim görmelerini istedi. Veliler, İznik Milli Eğitim Müdürü Mustafa Öztürkçü’ye sıkıntılarını dile getirdi.

 

Kadın veliler, "Okulumuz kapatılacak deniliyor. Göllüce’de öğrencilerin yaşadığı zorluklar var. Birleşik sınıflarda çocuklarımız yeterli eğitimi alamayacak. Okulumuz 1927 yılında açıldı. Çocuklarımız Göllüce’ye gidiyor. Okul binamız daha yeni yapıldı, ancak boş duruyor. Çocuklarımız gittikleri okulda dışlanıyor. Gerekirse Ankara’ya kadar gidip tepkimiz sürdüreceğiz. En kısa zamanda bu mesele halledilsin. Taşımalı sisteme devlet tarafından ödenen para ile okulumuza öğretmen gönderilsin" dediler. Topladıkları imzaları Öztürkçü’ye sunan kadınlar, daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden ayrıldı.

 

TÜRK KADINI İŞTE BUNDAN DAYAK YİYOR! EŞİM BENİ DÖVMEYE MECBUR!

 

Kadın Haberleri, 13 Aralık 2012

 

Zonguldak'ta karısını döven Murat Özçiçek ile bakkala sığınan eşinin barıştığı ortaya çıktı.

 

Zonguldak’ın Kozlu İlçesi’nde sığındığı mahalle bakkalında eşini döverken güvenlik kameralarına yansıyan ve 6 ay evden uzaklaştırma cezası verilen taksi sürücüsü 30 yaşındaki Murat Özçiçek, eşi 22 yaşındaki Mine Özçiçek ile barıştı. 7 yıl önce 15 yaşındayken evlendiği eşini sevdiğini söyleyen Mine Özçiçek, "Eşimle tartışmalarımız parasızlık yüzünden" dedi.

19 Mayıs Mahallesi’nde babasının evinde oturan Murat Özçiçek, geçen 23 Kasım’da şiddetli geçimsizlik nedeniyle tartıştığı eşini dövdü. Evden kaçıp mahalle bakkalına sığınan eşinin peşinden koşan Murat Özçiçek, burada da eşini dövmeye devam etti. Güvenlik kameralarına yansıyan olayda eşini saçından tutup sürükleyen ve döven Murat Özçiçek, çevredeki diğer kişilerin müdahalesi ile sakinleştirildi. Polis tarafından gözaltına alınan ve daha önce de eşini dövmesi nedeniyle hakkında soruşturma açılan Murat Özçiçek, Savcılık tarafından 6 ay evden uzaklaştırma cezasına çarptırıldı.

 

Barıştılar

 

Kamera görüntüleri basına yansırken, 2 çocuk sahibi olan çiftin barıştığı ortaya çıktı. Kozlu’daki taksi durağında şoför olarak çalışan Murat Özçiçek, eşiyle parasızlık nedeniyle tartıştıklarını, alkollü olduğu için de kendisini kaybettiğini söyledi. Murat Özçiçek, günlük 20 lira yövmiye ile çalıştığını, elektrik, su faturalarını ödeyemediğini, bu yüzden eşiyle problem yaşadıklarını anlattı.

 

15 Yaşında Evlenmiş

 

Mine Özçiçek de eşiyle 7 yıl önce 15 yaşındayken kaçarak evlendiklerini söyledi. Eşinin maddi sıkıntılar nedeniyle sürekli alkol aldığını belirten Mine Özçiçek, "Ben eşimi seviyorum. Ancak eşimin doğru dürüst bir işi yok. Elektrik, su faturasını ödeyemiyoruz. Oğlum 6 yaşında, ancak 30 liralık okul aidatını ödeyemediğimiz için anaokuluna gönderemiyoruz. O akşam da bu yüzden tartıştık. Ben bu sıkıntılar nedeniyle biraz yakınınca o da sinirlendi ve beni dövmeye başladı. Evden çıkıp bakkala sığındım. Aslında oradan polisi arayacaktım. Ancak fırsat bulamadım" diye konuştu.

 

Bakkal: Karı Koca Arasına Giremem

 

İşyerine sığınan kadını döven Murat Özçiçek’e müdahale etmemesi nedeniyle tepki çeken bakkal bekar Bayram Kaptan ise kendisini şöyle savundu:

 

"Görüntüleri izleyen herkes kafasına göre yorum yapıyor. Benim de eşimi dövüyor olabileceğim bile söylendi. Ama ben bekarım. Ayrıca karı-koca arasına nasıl gireyim? Bakkalın içinde de eşine çok vurmadı. Tutup dışarıya çıkarmaya çalışıyordu. Ben orda kadını tutsam adam bana da saldırabilirdi. Ben yine de ’yapma, dövme’ dedim. Ama dinlemedi. Kapının önünde dövmeye devam edince polisi aradım."

 

"KADINA ŞİDDETTE ARTIŞ YOK"

 

Haber Türk, 14 Aralık 2012

 

Aile ve Sosyal Politikalar bakanı Fatma Şahin, verilerin görünenden farklı olduğunu söyledi.

 

Avusturya'nın başkenti Viyana'da Resmi temaslarda bulunan Aile ve Sosyal Politikalar bakanı Fatma Şahin, Viyana'daki Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Destek Kurumu ile Engelliler atölyesinde incelemelerde bulundu. Daha sonra Avrupa Türk İslam Birliği Merkezi (ATİB)'nde vatandaşlarla sohbet toplantısı düzenledi.

 

Düzenlenen toplantıya, Türkiye'nin Viyana büyükelçisi Ayşe Sezgin ile AK Parti Sakarya Milletvekili Ayşenur İslam, CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Abdulkadir Kaya, Kadının Statüsü Genel Müdürü Özlem Bozkurt Gevrek, Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Aylin Çiftçi'nin de katıldıkları Vatandaş ile sohbet toplantısı öncesi İstiklal marşı okunmasıyla birlikte başladı.

 

Bakan Şahin, Türk toplumu temsilcilerine hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geliştiğini" belirterek, "Her konuda gelişiyoruz ama daha katedecek çok yolumuz var. Azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.Bizim bakanlığımız yeniden yapılandırıldı ve sosyal yardımlar, sosyal politikalar ve yoksullukla mücadele de bizim bakanlığımızın çatısı altında toplandı." dedi.

 

Bakan Şahin ,Bakanlığının yaptığı çalışmaları anlatarak "Sosyal politikalar üzerine yaptığımız çalışmalarda bütçemizi 1.2 Milyar TL'den 19 Milyar TL'ye arttırdık. Bu parayı da adaletli şekilde ağıtmak için TÜBİTAK ile çalışıyoruz. Bakanlık olarak şu anda 4.4 Milyon haneyi ve 20 Milyon insanımızı bir "tık" ile analiz yapabilecek teknolojiye sahibiz." dedi.

 

Kadınıyla erkeğiyle herkesin bilim sahibi olmasının çok önemli olduğunu belirten Şahin, Avrupa ülkelerindeki insanlarımızın ırkçılık, islamofobi gibi birçok sorunla karşı karşıya olduğunu bildiklerini ve bu sorunları çözmek için çaba sarfettiklerini bildirdi.

 

Şahin, Türkiye'de son beş yıldaki istatistiki verilere göre Genç evlilerin yüzde 39 boşanıyor. Bu alanda geniş çaplı alanda çalışmalarımızı sürdürdüklerini belirtti.

 

Bekir Bozdağ Viyana'ya Geliyor

 

Salonda bulunan yaklaşık 100 gurbetçiye konuşan Şahin, "Avusturya'da yaşayan Türk kökenli vatandaşımız bizim için çok önemli. Sizlerle bir arada olmak çok güzel. Bu ay içerisinde Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ bey de Viyana'ya gelecek. Sayın Bozdağ Yurt Dışı Türkler'den sorumlu olduğu için sorunlarınızı birlikte daha detaylı masaya yatırma şansını bulacaksınız" Şeklinde konuştu. Bekir Bozdağ'ın 22 Aralık 2012 tarihinde Viyana'ya geleceği öğrenildi.

 

Kadına Şiddet Olaylarındaki Artış Göründüğü Gibi Değil

 

Sohbete katılan vatandaşlarımızın sorularını da cevaplandıran Şahin, notlar alarak tekrar kürsüye geldi. " Türkiye'de kadına şiddetin AK Parti iktidarından sonra Yüzde 1400 arttığını" hatırlatan Zarife Yatkın adlı vatandaşımızın " Bu neden böyle ne gibi önlemleriniz var?" sorusuna " Bizden önce çok daha fazla şiddet olayları yaşanıyordu. Daha önce bu sorunlar sorun kabul edilmediği için. Muhataplar da bunu sorun olarak kabul etmediği için kayda geçilmiyordu. Şiddet gören kadına karakolda kocandır. Döver de söver de gibi sözler söyleniyordu.

 

Bazen de kimbilir ne yaptın da bu dayağı hak ettin deniyordu. Bu nedenle şiddete maruz kalan kadınlar yasal işlem olmadığı için mecburen susuyordu. Ancak biz devletimizin tüm kurumlarıyla bunun üzerine gittik ve kayıt altına almaya başladık. Davalar açıldı, cezalar gelmeye başladı. Avusturyalı yetkililere de sordum. 1998 yılında 168 vakıa varmış şu anda 3 bin 800'e çıkmış. Yani bu ülkede de insanlar bilinçlendikçe şikayetler artmış." Dedi. Kadınlara karşı şiddeti önlemek amacıyla aldıkları tedbirleri anlatan Şahin , son 10 ayda 20 adet "Kadın Koruma Evi " açtıklarını belirterek 7 yüz olan kapasiteyi de bine çıkarttıklarını anlattı.

 

Resmi temaslarını Cuma günü de sürdürecek olan Bakan Şahin, Avusturya Kadından ve Kamu Çalışanlarından Sorumlu Bakan Gabriele Heinisch-Hosek ve Ekonomi, Aile ve Gençlik Bakanı Reinhold Mitterlehner ile ayrı ayrı görüşmede bulunacak.

 

AİLELER, 'ÇOCUK GELİNLERE' KARŞI BİLGİLENDİRİLİYOR

 

Kanal 7, 13 Aralık 2012

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nca başlatılan emniyet, hukukçu ve halk sağlığı uzmanlarından oluşan bir heyet, erken yaşta evlilik ve kadına yönelik şiddet konularında alınacak önlemleri anlatıyor.

 

Edirne Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü'nün koordinasyonunda başlatılan çalışmalar kapsamında, belediye, emniyet müdürlüğü, müftülük, baro, halk sağlığı müdürlüğünce oluşturulan uzman ekip, ''dejavantajlı mahalleleri'' dolaşarak mahalle sakinlerine bilgilendirici konular aktarıyor.

 

Bu kapsamda, Roman vatandaşların yaşadığı Menzilahir Mahallesi'ndeki Toplum Merkezi'nde kadınlarla bir araya gelen Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Bilgin Özbaş, Türkiye'deki her 4 evlilikten birinin küçük yaşta yapılan evliliklerden oluştuğunu söyledi.

 

Küçük yaşta yapılan evliliklerin toplumun genelini ilgilendiren sorunlar doğurduğunu ifade eden Özbaş, ''Genç yaştaki evlilikler sonrasında şiddet, psikososyal bozukluklar, yürümeyen evlilikler, boşanmalar, çocuklarla ilgili problemler, eğitim ve sağlık problemlerini körüklüyor'' diye konuştu.

 

Edirne Belediyesi Evlilik ve Aile Danışma Birimi Psikolojik Danışmanı Esra Selvi de erken yaşta evlenen çocukların, okullarda olması gerektiğini belirterek, özellikle kız çocuklarının eğitimlerini tamamlayıp kendilerine güvenir bir şekilde ve uygun yaşta evlenmeleri gerektiğini anlattı.

 

Selvi, erken yaşta evlenen çocukların çok büyük psikolojik travmalar yaşamalarının doğal olduğuna dikkati çekerek, annelere, çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda da tavsiyelerde bulundu.

 

''Erken Yaşta Yapılan Evlilikler, Hukuksuz''

 

Erken yaşta yapılan evliliklerin hukuki boyutu hakkında bilgi veren avukat Barış Ateş ise 15 yaşını doldurup 16 yaşından gün almayan kişilerin evliliklerinin, ''hukuksuz evlilikler'' olduğunu söyledi.

Kişilerin evlenebilmesi için olağan evlilik yaşının 17 olduğunu vurgulayan Ateş, ''Olağanüstü evlilik yaşı 16'dır. 16 yaşta bir takım özel sebepler gerekiyor. Kanunlar, 15 yaşının bitirilip 16 yaşından gün alınmasını kesinlikle zorunlu kılıyor'' dedi.

 

Ateş, 15 yaşını doldurup 16 yaşından gün almayan kişilerin, cinsel istismara maruz kaldıkları durumlarda, hiçbir biçimde rızalarının varlığının dikkate alınmadığını vurgulayarak, ''Bu kişiler, kendi rızası ile severek gönülden cinsel ilişkiye girse dahi, o eylemi gerçekleştiren kişinin alacağı cezanın alt sınırı 8 yıl. Yapılan bu eylem nedeniyle çocuğun ruh ve beden sağlığının bozulduğuna dair Adli Tıp Kurumu'nca bir sonuç ortaya çıktığı zaman, bu işi gerçekleştiren erkeğe verilecek cezanın alt sınırı 15 yıldır'' ifadesini kullandı.

 

Erken evliliklerde anne ve babaların bile yargılanarak ceza aldığını dile getiren Ateş, şunları kaydetti:

 

''Resmi nikah dışındaki nikah eylemine girişenler, bu nikah eylemini gerçekleştiren görevliler, kanuni yetkisi olmayan kişiler de suç işlerler. Onların da ayrıca cezalandırılmaları yapılır. Anne ve babalar, kendi üzerilerine düşen görevi gereği gibi yaparlarsa o gözümüzün nuru olan çocuklarımız ve biz sıkıntı yaşamayız.''

 

Proje kapsamında 15 günde bir dezavantajlı mahalleler dolaşılarak bilgi verilecek.

 

ŞAHİN'DEN 'KAYIP ÇOCUK' AÇIKLAMASI

 

NTVMSNBC, 14 Aralık 2012

 

İçişleri Bakanı Şahin, bakanlığının 2013 bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada 'kayıp çocuklar' konusuna değindi. Şahin, sayının iddia edildiği gibi 27 bin değil, bin 400 olduğunu açıkladı.

 

Kayıp çocuk sayısının 27 bin olduğunu yalanlayan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, gerçek sayının bin 142 olduğunu söyledi.

 

Şahin, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen bakanlığının 2013 Yılı Bütçesi üzerinde konuştu.

 

BDP'liler Şahin'in sunumu başlamadan Kurul'u terk etti.

 

BDP'li milletvekillerinin yerlerinde olmadığını görünce, ''Gizlendiler mi bilemiyorum, sıraların altına mı oturdular bilemiyorum, kontrol etmek lazım'' ifadesini kullandı.

 

'BİBER GAZINI 18 YIL STOKLAYACAK DEĞİLİZ'

Şahin, konuşmasında toplumsal olaylarda yoğun olarak kullanılması nedeniyle eleştirilere konu olan biber gazlarıyla ilgili bilgi verdi.

 

Biber gazının raf ömrünün 4 yıl olduğunu belirten Şahin, ''Raf ömrü 4 yıl olan biber gazını 18 yıl stoklayacak kadar öngörüsüz değiliz.
Eğer böyle yaptıysak, bundan şikayet etmemeniz lazım. 5. yılda o gazlar etkisiz olacak demektir'' ifadesini kullandı.

 

'TERÖRLE MÜCADELE DEVAM EDECEK'

'Terörle mücadelenin son terörist kalmayıncaya kadar devam edeceğini' dile getiren Şahin, güvenlik güçlerinin uyuşturucu çetelerine yönelik operasyonlarıyla terör örgütünün finansman desteğinin engellendiğini söyledi.

 

Bakan kayıp çocuk sayısına ilişkin rakamsal bilgiler de verdi. '27 bin çocuğun kayıp olduğunu'na yönelik haberlerin yalan olduğunu ifade eden Şahin, "Jandarma ve polis bölgesi dahil bugün itibarıyla kayıp çocuk sayısı bin 142'dir" dedi.

 

'Yellenme' Gerginliği

 

Sunum öncesinde ise Şahin ile BDP'li vekiller arasında gerginlik yaşandı.

 

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in polisin toplumsal olaylara müdahalesini eleştirdiği konuşmasında kullandığı 'Ağzından yellenen valiler' ifadesi Şahin'in tepkisine neden oldu.

 

Görüşmeler sırasında BDP adına söz alan Önder, kürsüye polisin bir cenaze sırasında yaptığı gazlı müdahaleyi gösteren bir fotoğraf getirdi.

 

Elindeki bir fotoğrafı gösteren Önder, ''Burada, gaz bombalarıyla iki tabuta müdahale ediyorlar. Talep, '500 metrelik yoldan yürüyerek cenazemizi defnedeceğiz' diyorlar. Ölüye yumuşaklıkla muamele edilir. Bu olay, on gün önce oldu. Bu fotoğrafta da annesi var. Siz, bu topraklara gelmeden önce Kürtler, bu toprakların kadim haklarından biriydi. Cenazeye, cenaze cemaatine bu yapılır mı?'' diye konuştu.

 

Önder, Kürtler'in, ''demokratik özerklik'' önerdiğini ifade ederek, ''Demokratik özerklik, bölünmüş olan bu ülkede, Kürtlerin bu ülkeyi bütünleştirme çabasıdır. Kürtler, federasyon, ayrılık isteseler bunu söylemekten imtina edecek adamlar değil'' dedi.

 

Önder'in, ''Bölgede ağzından yellenen valileriniz'' yönündeki ifadesine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin tepki göstererek, Önder'in terbiyeli olmasını istedi.

 

Bunun üzerine BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, ''Önce sen terbiyeli ol'' diyerek ayağa kalktı. Ardından Bakan Şahin'in yanına gelen Buldan ayağını göstererek, "Bakın ayağımda hala sizin polisinizin attığı bombanın izi var" diye konuştu.

 

Kısa süren tartışmanın ardından Önder, kürsüden ayrılarak, Bakan Şahin'in yanına gitti. Önder, elindeki fotoğrafı Şahin'in önüne bırakarak, ''Bu da annesi'' dedi.

 

‘ÇOCUK HAKLARI’ PANELİ

 

Hürriyet, 14 Aralık 2012

 

Keçiören Belediyesi, Keçiören Kaymakamlığı ve Keçiören İnsan Hakları Kurulu işbirliği ile “Çocuk hakları” paneli düzenledi.

 

İlk olarak çocuk hakları sözleşmesinin içeriği ve Türkiye’deki uygulamalarının ele alındığı panelde aile ilişkileri, İslam inancı ve medya boyutuyla çocuk hakları incelendi. Panele, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Grup Sağlık Başkanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Nüfus Müdürlüğü, Zabıta Müdürlüğü başta olmak üzere Keçiören’de çalışan ve çocuklara hizmet eden kurumlardan yaklaşık 300 kişi katıldı.